
Polyanna tecavüze uğramış, "Olsun buna da şükür, en azından gö.ü kurtardık" demiş..
Polyannacılık felsefesinin en temel mihenk taşıdır bu söz. Tabii bu sözde bahsi geçen tek harfi yolculuğa çıkmış organımızın görme organımız olmadığını herkes bilebilir. Hayatta farkında olarak veya olmayarak çok sık şekilde Polyannacılık oynuyoruz. Bardağın dolu tarafına bakmak olarak da algılanabilecek bu aktivite, bize psikolojik pohpohlar sağlamaktan öteye gidemiyor.
Konuya tamamen farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Çok ciddi bir dini inancım olmasa da konuyu biraz buraya bağlayacağım. Şimdi düşünün; çoğu zaman sıkıştığımızda kime sığınırız? Allah'a.. Bizi zor durumdan kurtarması için bir anda dini bütün bir kula dönüşür, bildiğimiz duaları etmeye başlarız. O da bizi duyar ve yardım eder, paçayı kurtardıktan sonra bazen unuturuz ama çoğu zaman da şükrederiz, teşekkür ederiz. Şimdi, Polyannacılık'ta temel kavram nedir? Her kötü ahval ve şerait içinde dahi teselli olacak iyi bir detay bulabilmek. Domuz gribi salgını çıkar, "eh en azından temizlik kavramımız gelişiyor, ellerimizi daha çok yıkıyoruz" deriz.. Kolumuzu kırarız, yüz felci oluruz veya ateşler içinde kalırız, "eh buna da şükür, en azından çaresi olan hastalıklar bunlar" deriz. Peki biz bunu diyince Allah bu işe ne der? "Madem bu kadar şükrediyorsunuz, alın size bir salgın daha //alın size bir kol kırığı veya yüz felci daha". Biz şükrettikçe yenileri gelir. Ve şanslıysak, günün birinde bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızdan ne derler? "Eh buna da şükür, en azından fazla acı çekmeden küt diye gitti".
Polyannacılık felsefesinin en temel mihenk taşıdır bu söz. Tabii bu sözde bahsi geçen tek harfi yolculuğa çıkmış organımızın görme organımız olmadığını herkes bilebilir. Hayatta farkında olarak veya olmayarak çok sık şekilde Polyannacılık oynuyoruz. Bardağın dolu tarafına bakmak olarak da algılanabilecek bu aktivite, bize psikolojik pohpohlar sağlamaktan öteye gidemiyor.
Konuya tamamen farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Çok ciddi bir dini inancım olmasa da konuyu biraz buraya bağlayacağım. Şimdi düşünün; çoğu zaman sıkıştığımızda kime sığınırız? Allah'a.. Bizi zor durumdan kurtarması için bir anda dini bütün bir kula dönüşür, bildiğimiz duaları etmeye başlarız. O da bizi duyar ve yardım eder, paçayı kurtardıktan sonra bazen unuturuz ama çoğu zaman da şükrederiz, teşekkür ederiz. Şimdi, Polyannacılık'ta temel kavram nedir? Her kötü ahval ve şerait içinde dahi teselli olacak iyi bir detay bulabilmek. Domuz gribi salgını çıkar, "eh en azından temizlik kavramımız gelişiyor, ellerimizi daha çok yıkıyoruz" deriz.. Kolumuzu kırarız, yüz felci oluruz veya ateşler içinde kalırız, "eh buna da şükür, en azından çaresi olan hastalıklar bunlar" deriz. Peki biz bunu diyince Allah bu işe ne der? "Madem bu kadar şükrediyorsunuz, alın size bir salgın daha //alın size bir kol kırığı veya yüz felci daha". Biz şükrettikçe yenileri gelir. Ve şanslıysak, günün birinde bu dünyadan göçüp gittiğimizde arkamızdan ne derler? "Eh buna da şükür, en azından fazla acı çekmeden küt diye gitti".




